Eskilerin hayatlarını sürdürübilmek için baş vurdukları bir çok Batıl inanç vardı. Bunlardan bir taneside Kurt ağzı bağlama seremonisiydi. Şimdilerde unutulan belkide dört ayaklı Kurt kalmadığı içindir bu batıl inancın eskiden oldukça yaygın olduğunu biliyoruz. Doğruluğu veya yanlışlığı bir yana bu gibi inanç biçimlerinin kültürel dünyamızın bir parçası olduğu ise ayrı bir gerçek.
Kurt ağzı bağlama geleneği yakın zamana kadar köylerimizde yaygındı. Yaşı ellinin üzerinde olanlar bunu iyi bilirler hatta bu seromoniye şahit olanlarımız vardır. O zamanlar (belkide) pisikolojik terapi işlevi görüyordu bu gelenek.
Bu yazı, Malatyada yaşayan bir kaç Reşi köyünde yapılan bir folklorik çalışmadan alındı. Anlaşılıyorki geride bıraktığımız akrabalarımızda benzer inançlara sahipler ve yakın zamana kadar devam ettirmişler. Ilgi ile okuyacağınız umuduyla.
Kurt Ağzı Bağlama
Kurt yırtıcıdır. Içine daldığı davar sürüsünün tümünü parçalamaya ve öldürmeye çalışır. Kırsal kesimde yerleşik olan köylüler özellikle davarcılıkla uğraşırlar. Davarlarını hastalıklara, hırsızlara, yırtıcı hayvanlara karşı korumak için kimi önlemler alırlar.
Hastalık için veterinere başvurulur ve ilaç alınır. Hırsızlara karşı köpek beslenir, kapılar kilitlenir. Kurtlara karşı önlem almak oldukça zordur. Çünkü hayvan sürüleri yaylaklarda çok geniş bir alana serpilerek yayılırlar. Çoban köpekleri, bunca geniş alanı koruyamadığı gibi, bazen de kurtlara güçleri yetmemektedir.
Insanlar güçlerini aşan kurt sorununa binlerce yil önce çözümler aramışlar. Kurtların ağzını bağlamada karar kılmışlar. Sonunda kurtların ağzı bağlanacak ama nasıl? Manevi bir güçten yardım beklemekten başka çözüm de bulamazlar. Koşmuşlar derin hocaların, dedelerin, şıxların yanina. Kimileri muska yazmış, kimileri bıçağın ağzını kapatarak kurtların da ağzını kapattığını söylemeyi yeğlemiş.
Kurtların ağzını bağlamayla ilgili uygulamaların, bir çok yerde çakıştığını sözlü anlatımlardan ve yazılı kaynaklardan öğreniyoruz.
Bu konuda Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Sivas bölgesinde bir araştırma yaptık. Araştırmanın Malatya'yla ilgili olanından bir kaç örnekle yetineceğiz:
Yeşilyurt ve merkez ilçeye bağlı Deveci köyü ile Molikan köyü sakinlerinden sözü dinlenir biri olan Omîreş (Ömer Ağa) anlattı.
"Bizim köyler göçerdir, davarcılıkla uğraşırlar. Her köyde üçyüz-dörtyüz koyundan oluşan beş altı sürü çıkar. Ilkbaharda Meydan Yaylası'na, Uzun Pınar Yaylası'na ve Mendol Yaylası'na çıkarız. Sonbaharın son aylarında tekrar ovaya ineriz. Dağlar kurtlarla doludur. Bir sürüye daldıklarında eğer yetişilmezse tümünü boğarak, parçalayarak öldürürler. Yaylaklar geniş, çobanların ve köpeklerin sürüyü kollaması oldukça zor. O nedenle yaylaya çıkmadan önce sürü sahipleri eli ve nefesi keskin hocalara gideriz. Hem muska yazdırirız, hem duayla bıçak ağzı kapattırırız. Bu muska ve bıçaklardan birer tanesini muşambaya sararak sürüden bir koyunun boyununa, asarız. Diğer muskaları ve bıçakları da sürülerin yayılacağı alanda ayak değmemiış kayaların altına koyarız.
Çoban köpeklerimiz cins ve yavuzdur. Bilmiyorum köpeklerin korkusundan mı yoksa muska ve bıçağın tesirinden mi, kurtlar eskisi gibi saldırmıyorlar. Gerçi arasına kurtların sürülere daldığı olmuştur ama fazla zarar verememişlerdir."
Doğanşehir ilçesine bağlı Geller (Koçderesi) Köyü'nde Hemî Hümêt anlattı:
"Bizim köy dağbaşı, ekime elverişli arazi hiç yok. Tüm geçimimiz hayvancılıktır. Her evin 40-50 koyunu olur. Birleştirilerek sürü oluşturulur. Kimileri de tekbaşına davarlarını güderler. Köyün her tarafı dağ ve kayalıktır. Kurtların tam barındığı yer. Yıl olmaz ki her evin davarından en az birkaç tanesi parçalanmıs olmasın. Bazen köpekler de yetersiz kalıyor. Olaki faydası olur diye biz de adı derine çıkmıs hocalara gideriz. Nefesi keskin dedelere, ermişlere gideriz. Muska yazdırırız, bıçak okuturuz. Muskaları ve bıçakları davarların boynuna asarız. Bir kısmını davarların yayıldığı yaylaklarda kayaların dibine koyarız. Bazen de su okutarak yaylaklara serperiz. Bu yaptıklarımız çaresizliktendir. Büyüklerimizden öğrendik, faydasını da fazla görmedik."
İnsanoğlu inançla duayla kurtların ağzını bağlamaya çalışıyor. Ancak kurtların böyle inançları olmadığından onlar bıçağın ağzı kapalı da olsa, açık da olsa hiç etkilenmiyorlar. Fırsat buldukça hayvan sürülerini yok etmeyi sürdürüyorlar.
Kurtların ağzını muskayla, bıçakla veya başka yöntemlerle bağlama uygulamaları, günümüzde de Anadolu'nun her yerinde görülmektedir.
|