|
Değerli Okuyucular !
Aşağıdaki
röportaj alışık olduğumuz türden
röportajlara benzemeyebilir. Bu amaçlada yapılmadı
zaten. Kayda alınmış bir sohbetin derlenip
toparlanarak yazılı hale getirilmesi olarak
görülürse sevinirim.
Aslında
amacım, kabilemiz Mala Meçe’nin bu topraklara
nasıl ve ne zaman geldiğini, hangi ailelerden
oluştuğunu belirleyerek yazılı
hale getirmek ve bu anlamda seceresini çıkarmaktı.
Aynı zamanda akrabam olan Mümtaz Kara’nın
bu konuda ayaklı kütüphane misali değerli
bilgileri muhafaza ettiğini, insanı şaşırtacak
taze bir hafızaya sahip olduğunu öteden
beri biliyordum. Kendisine konuşma istediğimi
iletdiğimde sağ olsun düşünmeden kabul
etti.
Ne
var ki sıcak bir atmosfer içerisinde geçen sohbetimiz
uzadı ve farklı alanlara sarktı. Gerek
köyümüz Araplı hakkında gerekse Mifîkan
ve Şêxhbilan aşiretlerine bağlı
diğer köyler hakkında değerli ve yadsınamayacak
bilgiler band kayıtlarına geçti.
Bu
bilgileri derledim ve bir röportaj formu içerisinde
yazılı hale getirdim. Bu röportaj bîrnebûn
dergisinin 18. sayısında yayımlandı.
Anatomîya Gûndên Me `ye bu sefer bizim köy misafir
olduğundan bu röportajı koymayı uygun
buldum.
Genç
kuşakların pek bilmediği, büyüklerimizin
sözlü anlatımlarında kalmış, bu
bilgilerin paylaşılmaması doğru
olmazdı. Her nekadar söylenenler kuşaktan
kuşağa „devralınan”, “tartışma
götürür”, “sözlü bilgiler” isede yayınlamaya
karar verdim. Yanlış veya eksik olan bilgiler
ancak farklı anlatım ve yazımlar sonucu
tespit edilebilirdi. Bu anlamda okuyuculardan istediğim:
röportajda geçen bir çok bilginin teyid edilmesi veya
düzeltilmesi gereği ile okunmasıdır.
Görüldüğü
gibi sohbetimiz Kürtçeyi yeterince bilmememden dolayı
Türkçe geçti. Kendi Anadilimde bir sohbet dahi yapamamanın
ezikliğini yaşadım. Bu arada kendime
böylesi sohbetleri anadilimda yapmaya söz verdiğimi
de belirteyim.
Saygılarımla
Mila Kara
Islahiye’den, Kırşehir’e Uzanan Bir Öykü:
Mala Xalî Reş
Mila
Kara ve Mümtaz Kara röportaj esnasında
İstersen sohbetimize hemen başlayalım.
Kabilemiz “Mala Meçe”nin büyükleri nereden gelip buralara
yerleşmiş?
Osmanlı döneminde Türkçe adıyla Karahaliloğulları olarak
bilinen kabileden olan, buradaki ilk dedemiz Xalê
Reş, Islahiyenin Üzümlü mıntıkasından
gelip, Kırşehir’in Malya Ovasında bulunan
köyümüze yerleşmiş. Kardeşi Îbişê
Reş Islahiye’de kalmış. Xalê Reş
bir dönem Xaladîno (Hatunoğlu) köyünde kaldıktan
sonra Araplı Köyünün ilk kurucu kabilesi olan
“Mala Kosê”lerden, Ûmiş ile evlenerek Araplı’ya
yani köyümüze yerleşmiş.
Yani Islahiyeden ilk gelen dedemiz Xali Reş. Peki geldikten sonra oradaki
akrabalarla ilişkiler devam etmişmi?
Tabi. Sürekli gidip gelmeler, çocukları karşılıklı
evlendirme, yakın zamana kadar devam etmiş.
Îbişî Reş’ın çocukları ile Xali
Reş’in çocukları -ki Pismam ve Dotmam oluyorlar-
görüşürlermiş. Karşılıklı
dayanışma içerisinde olmuşlar. Mesela
Xali Reş’in torunu benimde dedem olan Hopo Islahiye’deki
akrabalarla alışveriş (ticaret) ilişkilerinde
bile bulunmuş. Sonra bizlerden annesi erken ölen,
öksüz bir kıza görücü gelmişler. Bizimkilerde
uzaklığı bahane ederek hayır cevabını
vermişler. Bu olaydan sonra malesef karşılıklı
olarak ilişkilerimiz soğumuş ve kopmuş.
Yani izlerimizi kayıp etmişiz.
Xali Reş , Mala Kosê’lerin kızı
Ûmiş ile evlenerek köye yerleşmiş dedin.
Mala Kosê’ler köyün ilk yerleşik kabilesi mi?
Mala Kosê’ler, köyü ilk kuran kabile olarak bilinir. Mala Abdilî Elî Milkê,
Mala Memî Şarê, Mala Hecî Kinê, Mala Batalî Kelêş,
Kosê Kabilesindendir. Tabii köyümüzde başka kabilelerde
var. İstersen bu fırsatta onlarıda
ilk yerleşim sırasına göre sayayım.
Unuttuklarımız olmaz inşallah. Mala
Kosê’lerden sonra bizim kabile yani, Mala Meçê’ler
gelir. Seceresini bugün beraber çıkaracağız,
tek tek saymayayım. Mala Xocê kabilesi vardır.
Bu kabilede: Mala Elî Molkê, Mala Elî Osmên, Mala
Hesenî Aloskê, Mala Elî Seydê ailelerinden oluşur.
Yine Kirşûno kabilesi var. Bu kabile : Mala Memî
Qêdir, Mala Hecî Şîxê, Mala Üçler ailelerinden
oluşur. Yine Mala Bite kabilesi bulunuyor. Şîxê
Milî Îbiş, Çolêyî Batê aileleri de bu kabiledendir.
Diğer yanda Mala Hawêt Kabilesi var.
Yine Mala Koyûncîler var ki bu bu kabilenin Siro (Uzunpınar)
köyünden gelip yerleştikleri söylenir. Bir de
Kêdler kabilesine bağlı aileler bulunmaktadır.
Bu kabile aslen Golî köyünden olmakla beraber Şefaatlı
ya (Yozgat) bağlı Saatli köyünden geldikleri
bilinir. Aslında her ailenin kendi seceresini
tutması lazım. Bak bu işi Xaladîno’lular
güzel bir şekilde yapmışlar. Köyün
bütün kabilelerinin seceresini ortaya koymuşlar.
Senin bu konuşmaları kayıt etmen böylesi
işlere vesile olur inşallah.
İnşallah.
Benim temennimde bu. Bu civardaki köyler Mifîkan ve
Şêxbilan aşiretlerine bağlı köyler
olarak biliniyor. Kabile olarak bizde Mifkî miyiz?
Biz kabile olarak Celîkan aşiretindeniz. Büyüklerimiz bunu özellikle belirtirlerdi.
Çevremizdeki köyler Mifkî olduğu için zamanla
bizde Mifkîyiz demişiz herhalde. Gerçi Mifîkanlarla
Celîkan’lar bir birlerine uzak aşiretler değiller.
Yakın akrabalar. Kardeş gibiler. Çöldeki
köyler Şêxbil, Mifkî, Berketî, Oxçî, Molkî, Mamali
(?) aşiretlerine bağlı oldukları
için zamanla katılan kabileler kendilerini bu
isimlerle özdeşleştirmiş olabilirler.
İstersen bir kaç örnek vereyim. Qişlê (Terziyan)
köyünün Diyarbekir, Xaladîno (Hatunoğlu) köyünün
ise Kars tarafından geldiği bilinir, söylenir.
Bu köylerden olanlarla konuştuğunda “Biz
Mifkîyiz” derler.Öyle de kabul edilirler.
Hangi tarihler arasında gelmişler, iskan nasıl olmuş bunu
bilmek, çıkarmak mümkün mü?
Dediğim gibi, İlk gelen dedemiz Xalî Reş. Ondan bu güne dokuz
göbeğin olduğunu biliyoruz. Gerçi ilk geldiğinde
bu topraklarda yaşayanlar varmış. Aşiret
konar-göçer olduğunda sürekli bir yerde de bulunmazmış.
Önlerinde develeri , camuzları, koyunları
olduğu halde Antakya, Sivas, Çukurova yaylalarına
gidip gelirlermiş. Konlarda (çadır) yaşarlar,
koyun sürülerine geniş otlaklar ararlarmış.
Xalî Reş’in oğlu benimse dedem Hopo’nun
babası olan Silo’dan sonra konları kaldırıp
ev yapmaya başlamışlar. Yani buraya
gelişle iskan zamanı arasında bir süre
olabilir. Dediğim gibi dokuz göbek sayabiliyorum
dedemizden bugüne. Benim tahminimi ve fikrimi sorarsan
bu topraklarla tanışmamızın süresi
beşyüz seneye varıyor.
İlk
gelen kabile vaya köy hangisidir acaba? Büyükler bundan
bahsedermiydi?
Şimdi şu köydür bu köydür desem yalan olur. Bu konuda kesin bir bilgim
yok. Zaten hepsi bir birine akraba . Bir yıl
önce bir yıl sonra. Yani aynı dönemde gelseler
gerek. Çevirme’nin bu civarda ilk olduğunu duymuşluğum
var. Fakat büyüklerimizden duyduğum kadarıyla
rahmetli dedem anlatırdı, Antep ve Adıyaman
dolaylarına gelmeden çok önceleri, Horasan taraflarında
bulunuyormuşuz.
Horasan!
Şu Erzurum Horasan değil mi?
Yok yok, Erzurum Horasan değil. Sonraları ben biraz sordum soruşturdum,
haritaya filan baktım. Oranın kuzeyinde
sanıyorum, hani Hazar Denizi’nin altındaki
bölge varya oradaki Horasan. Bizimkilerin bir dönem
orada bulunduğu, çok önceleri orada yaşadıkları
anlatılırdı.
Çok
önceleri mesela ne zaman?
Onu sorma, sadece oralarda yaşadıkları büyükten küçüğe anlatılırmış.
Hangi bölgede ?, Hangi tarihlerde? O konuda bir şey
diyemiyeceğim.
İlginç! Peki Ortaanadolu da yaşayan diğer Kürt aşiretleri
ile ilişkiler nasılmış, gidip
gelmeler, akrabalıklar var mıymış?
Olmaz olurmu tabiki varmış. Zaten onlarla aynı ailenin fertleri
gibiyiz. İlişkiler eskiden daha canlıymış.
Malwat’ının bir kesimi orda olan gidip gelenler
çokmuş. Kıtlık, seferberlik dönemlerinde
bu gidiş gelişler çoğalmış.
Bir de, Konya’ya , Haymana’ya çalışmak için
çobanlık yapmaya gidenlerin sayısı
oldukça kabarıkmış. Bu ilişkilerinden
dolayı evlenenler, buraya veya oraya yerleşenler
hep olmuş. Bu durum bizim kabile içinde geçerliymiş.
Mesela dedelerimizde Hecî Silo’nun ikinci hanımı
Xaney Kesikköprü’lüymüş (Bala). Demek ki bir
birlerine kız verecek kadar yakınlar. Dalkıranlar’dan
(Bala) gelinimiz varmış. Yine Polatlı’ya
bağlı İnler köyüne kız vermişiz.
Şimdilik ilk aklıma gelenler bunlardır.
Dediğim gibi gençler pek bilmesede, eskiler çok
sıcak ilişkilerini hep korumuşlar.
Biraz da inanç sistemi üzerine konuşalım. Mesela annen Meleleri ile
ünlü bir evdenmiş. Terziyanlı değilmiydi
annen?
Evet. Rahmetli annem Terziyanlı Hocî Milî Îbrêm’in torunudur. Dedem derin
dini bilgilere sahipti. Köydeki evleri medrese görevi
görürmüş. Bir çok kişi Kuran’ı, arapça
okuyup yazmayı bu medresede öğrenirmiş.
Dedem Milî Îbrêm’in babası da yörenin ünlü hocalarındanmış.
Dedem babasının dini eğitimini Kayseri’de
bir medresede aldığını, bu vesileyle
büyük bir din alimi olduğunu her fırsatta
anlatırdı.
Başka
şahsiyetler de varmıymış?
Varmış. Mesela bizim köylü Xocî Mala Hecî Haskê dini eğitimini
Çevirme’deki medresede Xocî Sor’un yanında almış.
Çevirme bu konuda ünlüymüş. Annemin baba tarafından
bahsettim. Bir de Kûlik köyünden olan ve Xocî Kûlik
olarak bilinen xoca varmış. Onun da ünü
civar köylerde çok geçermiş. İhtiyaç olduğunda
O na gidilirmiş.
Bu günkü camiinin bina olarak yakın zamanda yapıldığını
biliyoruz. Eskiden toplu ibadetleri nerede yaparlarmış?
Yanılmıyorsam köyün camisi 1951-1952 yılında inşaa
edilse gerek. O zaman köyün muhtarı Abdilî Elî
Milkê’imiş. Allah rahmet eylesin, O ön ayak olmuş.
Yani caminin yapılmasında çok emeği
geçmiş.
Cami
yapılmadan önce?
Köy odasında veya hali vakti yerinde olan bir ailenin misafir odasında
kılarlarmış toplu namazı. Bayram
ve teravih namazlarınada bazen şimdi ki
ilçemiz olan Boztepe’ye giderlermiş. O zaman
atlarla gittiklerini, caminin önünde dağıtılan
börek ve çörekleri heybelerine doldurup geri geldiklerini
gülerek anlatırlardı.
Şuayplı ve Xaladîno köyleri xoca ve şixları ile ünlü köyler
olarak bilinir ama.
Bu köyler, yakın zamanda hacı, hocaları ile tanınır
oldular. Şuayplı ile Xaladîno’nunkiler yakın
zamana rastlar. Çorum tarafından Rufai Şıxları
gelir bu köylerde tanıdıklarında kalırlarmış.
Zikir, şiş çekme gibi şeyler yaparlarmış.
Demin dediğim gibi eskiler arasında Kûlik,
Terziyanlı ve Çevirme’nin hocaları bilinir.
Zamanla Çorum’dan, Yozgat’tan gelen gezici hocalar
belirli süreler için tutulmuş. Duruma göre, bazen
bir yıllığına bazen de ramazan
ayı için tutarlarmış bu hocaları.
Bu işe köyün ileri gelenleri veya muhtar önayak
olurmuş. Hocanın hakkı, harman zamanı
geldiğinde buğdayla arpayla ödenirmiş.
Şimdiki hocalar biliyorsun kadrolu. Aylıklarını
devlet ödüyor.
Eskiden
gelen hocaların çoğu Çorumlu veya Yozgatlıymış
dedin. Yine böyle mi?
Yine o taraflardan gelen var ama son zamanlarda Kırşehir’in ilçeleri
Kaman ve Mucur’dan gelen hocalar da var.
Çiçekdağlı
yok mu içlerinde?
Valaha ben bizim köylerden veya Çiçekdağ ilçesinden olan hocayla pek karşılaşmadım
desem yalan olmaz. Ne bileyim bizimkiler bu işe
pek heves etmiyorlar.
Bu
işlerde biraz gevşeğiz galiba?
Yok. Aslında gevşek falanda değiliz. Mesela Hazreti İbrahim
nerelidir? Urfalı. Yani Kürt. Yerini yatağını
mağarasını yakacaklardı, Cenab-ı
Allah buna mani oldu. O göl varya balıklı
göl? Allah tarafında bu ateşin söndürülmesi
için indirilmiştir. Göldeki balıklar da
yanan odunlardır aslında. Dediğim gibi
bir çok din alimi biz Kürtlerden çıkmıştır.
Ben bizim köylerden hoca çıkmamasını
tarla tapanla, davarla, malla uğraşmamıza
bağlıyorum. Şimdi diyelim adamın
dört oğlu var; birileri sapta, samanda, dümende
çalışacak, birileri koyunları güdecek,
bilmem birileri de evin şu işine bu işine
koşuşturacak. Gitse haca falan olsa bu işleri
kim yapacak? Sonra hocalıktan elde edilecek kazanç
neye yetecek? Allah korusun aç kalır, rezil rüsvan
olur bütün aile. Şimdi bizimkilerin hocalığa
niye heves etmediklerini anladın mı?
Anladım. Aslında bu soruyu biraz sonra soracaktım ama aklıma
takıldı. Bizim köy çoğunlukla Malya
Üretme Çiftliği ile beraber anılır.
Üstelik sende buradan emekli oldun. Nasıl kurulmuş,
ilk başlarda neler olmuş, bizim köyden ilk
çalışmaya başlayanlar kimlerdi?
Sen de bilirsin çiftlikle köy neredeyse iç içe. 1942 yılında kuruldu.
İlk yıllarda bizim köyden çalışanlar
oldu. Mesela senin deden Zeto yani Zedkî Şêkirî
Zangê de çalıştı. Kuruluş aşamasında
çalışanlardan hatırladıklarımı
sayayım istersen.
İyi olur. Bu sayede onları rahmetle anmış oluruz.
Mesela, Bekirî Îse, Caferî Cûçe, Apê Şêkir, Hecî Velî, Milkî Bektêş,
Hemkî Hecî Kelo, Amcam Hopo, bunlar bizim köyde çalışanlar.
Çevirme’den, Çamalak’tan, Xaladîno’dan, Terziyan’dan
çalışanlar da olmuş.
İsmet İnönü’nün çiftliği ziyaret ettiği ve “bu köyü buradan
kaldırın” dediği söyleniyor.
Doğru. O zaman köyün muhtarı babam. Haber göndermişler İsmet
İnönü geliyor diye. Kırk elli atlıyla
boztepe yoluna karşılamaya gitmişler.
Mübarek gelir gelmez hemen “çiftliğin dibinde
köy olmaz, bu köyü kaldırın buradan” diye
emir vermiş. Biraz kalıp etrafı kolaçan
ettikten sonra “Çişim geldi” demiş. Biraz
açılıp, kıbleye doğru çişini
yapmış. Sonraları araya adam filan
koymuşlar karar değişsin köy yerinde
kalsın diye. Rahmetli babam köyün yerinden kaldırılmaması
için çok uğraşı verdiğini hatta
rüşvet vererek kararı değiştirebildiklerini
her fırsatta söylerdi.
Şimdi nasıl oluyor, İsmet İnönü
köyümüzde kıbleye doğru mu işemiş
yani?
Ne bileyim. Öyle anlatırlardı. Adam hiç bir şey sormadan kıbleye
doğru dönerek işemiş. Demokrat Partililer
bunu yıllarca Halk Partisinin aleyhinde kullandılar.
Gerçi “Halk Partisine” karşı bir tepki her
zaman varmış. Vergi memurları aniden
çıkar gelir buğday yığınına
mühür vururlarmış. Mühürü bozarsan vay haline!
Gelsin falaka, gitsin falaka. Yüz koyunun varsa bilmem
kaçını öşür vergisi diye alıp
götürülermiş. Yani cebren vergi alırlarmış.
Sonra çiftliğin ilk müdürü olan Cemil Bey Halk
Partisinin has adamıymış. Bizim köy
ve civar köylerle çok çatışması olmuş.
Zorla topraklarımızı çiftliğin
topraklarına kattığı durumlar
olmuş. Çiftliğin tarlaları sulanacak
diye kuyular, kanallar açtırmış. Su
gürül gürül o tarafa akarken, bizim tarlalar kurumaya
başlamış. Anlayacağın Halk
Partisi’nin zulmünü anlatmayan yoktu.
İlk okul ne zaman kurulmuş?
Okul ilk Çevirme köyünde açılmış. Bizim çocuklarda oraya giderlermiş.
Bu gün yaşı yetmişi bulanların
çoğu ilkokulu Çevirme’de okumuşlardır.
Çok eskiden Çevirme’de eski yazı okutulan bir
medresenin olduğunu da biraz önce söylemiştim.
Diğer yanda çiftlik kurulduktan sonra bir dairesini
de okul yapmışlar. Horla’nın çocukları
da buraya gelirmiş. Hafta sonu evlerine gider
gelirlermiş. Karda kışta yollar kapanınca
babamın misafir odasında kalır, ekmek
tahtası üzerinde ve lamba ışığında
derslerini çalışırlarmış.
Hangi köydensin diye sorduklarında Araplı cevabını veriyoruz.
Anladığım kadarı ile bu sonradan
konulan ve Türkçe bir isim. Köyün Kürtçe adı
yokmu?
Şimdi, bizim köyün ismi bir kaç defa değişmiş. Benim nüfus
kağıdımda Araplı Cedit yazar.
Şimdiki ismi Yenidoğanlı. Tabi bu isimler
devletin yakın zamanda koyduğu isimler.
Bizim köyün esas yani Kürtçe ismi Otko dur. Büyüklerimiz
böyle bilirlermiş.
Bunu ilk defa duyuyorum. Çoğumuz bu ismi bilmeyiz. Köy Otko olarak mı
bilinirmiş? Anlamı neymiş acaba?
Anlamını bende bilmiyorum ama ilk zamanlar köy Otko veya Otık
olarak bilinirmiş. Aslında bu sadece bizim
köy için geçerli bir durum değil. Mesela şimdiki
ismi Eskidoğanlı olan Horla’nın Kürtçe
ismi Solax’dır. Yine Harmanaltı olarak kayda
geçen Şuayıplı’nın Kürtçe ismi
Bizbenika Jêr’dır. Xaladîno’ya , Hatunoğlu
veya Öksüzkale derler, Siro’ya Uzunpınar...
Horla’nın Kürtçe ismi Solax’mı? Ben bu köyün Şêxbil, Mîfik kavgasından
sonra Siro’dan ayrıldığını,
küskünler köyü olarak bilindiğini duymuştum.
Doğru, öyle olmuş. Mîfik, Şêxbil kavgasından sonra, Horla’yı
kuran kabilelerin Siro’dan “bizi kavgada yanlız
bıraktınız” diyerek bugün ki yerlerine
yerleştiklerini bende duydum. Öyle de anlatırlardı.
Bu vesile ile Çölde çokça anlatılan bazılarınca “Eş Koçek”
olayı olarak tanımlanan Şêxbil, Mîfik
kavgasına gelelim. Bu kavga etkisi yakın
zamana kadar süren bir gerginliğe de sebep olmuş
. Bu kavganın sebebi neydi? Nasıl olmuş?
Paşê wi kêçika xêrnadî ra gotin Eş Koçek. Şexsî ez ji wî nawî
hêz nakim. Rast jî nawînim. Keçikê tû sûçî xwe tûnewû
ye. Xorte kî Mîfko –hane tewên ji Siro ye (Uzunpınar)-
ketîye pê keçikê. Nawê keçikê jî Eş bîye. Ma
deraw nave-ji ûçqî yê (Üçkuyu) û ji Gêdere (Pöhreng)
nizani me-. Ez bêm dilê lewik ketîyê keçikê. Keçikê
ti rû nedayê lewik. Wî zemanî pir xortê we heşin
û cahîlin. Wî xortî benda keçikê bernade ye. Rokê
keçikê helê çemekî kincê dişiştûne. Te,
hêle nişkava biskê keçikê jê dike û tariwe. Wî
zemanî va kara hekaretekî mezine. Ji we bi şûnda,
xorte Şixbil û Mîfik tikêwine hewûdû. Hingê kî
mezin derdixin. Va hinga li yayle hêla Sêvasê jî berdevamdike.
Mezinê me digotin, jî Mîfka seddehê, jî Şixbila
jî nod mer miriye. Paşê bûkekê desmala xwe awiti
yê nawbare. Ji wê şûnda hingî birîna. Hêsawî
min va hinga neskê sedûpêncê salî ber ve bûye.
Bu kavganın Sivas taraflarında çıktığını
söyleyen var...
Burada başlayıp, orada kavgaya devam etmişler. Ölenlerin bir
kesiminin mezarları orada kalmış zaten.
Sivas
büyük bir bölge. Yanlızca Uzunyayla taraflarına
mı giımişler?
Tabii bir oraya gitmemişler. Mesela kıtlık olduğunda Çukurova’ya,
Ceyhan taraflarına gitmişler. Tokat’a gidenler
de varmış.
Kıtlık dedin. 1874’de Kırşehir ve çevresinde sekiz yıl
süren büyük bir kıtlığın yaşandığı
biliniyor. Bu konuda bir bilgin varmı?
Şimdi, bir çok kere kıtlık olmuş. Dedemin zamanında
, annemin zamanında. Kıtlık zamanı
çektikleri sefaleti çok anlatırlardı. Bilmem
kaç yıl yağmur yağmamış.
Yiyecek bir şey bulamamışlar. O zaman
bizimkiler Çukurova taraflarına gitseler gerek.
Bir de gittikleri yerlerde kalan , geri dönmeyen aileer
olmuş tabi.
Bu bilgileri verdiğin için çok teşekkür ederim. Sohbetimizi Mîfikan
ve Şêxbilan aşiretlerine bağlı
köyleri Kürtçe adları ile sayarak bitirelim.
İstersen ilk önce Mîfiklerden başlayalım:
Kanîkûrik (Körpınar), Kişlê (Terziyanlı, Büyükkışla),
Çîmeli (Çimeli- karışık, Bulgar göçmeni,
Terziyanlı’dan bazı aileler, Sivas’tan Begili
kabilesi), Kûlik (Külhöyük), Pizbênika Jêr (Şuayplı,
Harmanaltı), Mala Benê-Pizbênika Jûr (Tosunburnu),
Ûsînli (Hüseyinli), Gûrîo (Yeşiloba), Golî (Göllü),
Sêrek (Seyrekköy-karışık), Tawira (Taburoğlu-
Şix Ağa Çiftliği) Sira (Uzunpınar),
Xaladîno (Hatunoğlu-Öksüzkale), Otko (Araplı
Cedit, Yenidoğanlı), Solax (Horla-Eskidoğanlı)
Şêxbillar da şunlar:
Ûçkî (Üçkuyu), Gederê (Pöhrenk), Kişlê (Mahmutlu), Çevirme, Çamale /Çamalaxhan(Çamalak),
Çîxdelî (Çiğdeli), Zêkere (Yanlızağaç), Oçko (Çanakpınar), Ramko (Doğankaş),
Torino (Bahçepınar) |